October 23, 2020

October 22, 2020

December 26, 2017

December 26, 2017

Please reload

Recent Posts

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Featured Posts

Stres Yönetimi Bölüm 1

December 26, 2017

 

Stres…

Sık sık duyduğumuz bu kelimenin tam olarak ne anlama geldiğini biliyor musunuz?

Stresi nasıl yöneteceğimizi öğreneceğimiz bu yazı dizisinde stresi her yönüyle inceleyeceğiz. Hazırsanız başlıyoruz. Bizi zorlayan, kısıtlayan, dengemizi bozan olaylar karşısında verdiğimiz duygusal, fiziksel, zihinsel veya davranışsal tepkilere stres diyoruz.

 

Hayatta stressiz olan bir tek insan çeşidi var onlar da ölüler. Biz yaşadığımız müddetçe stres bizim hayatımızda olmaya devam edecek. Stres aslında hayatın normal bir parçası. Unutmayın stresi yokedemez, ondan kaçamaz ve stresten kurtulamazsınız. Stres karşısında uygulamanız gereken tek akıllıca davranış stresin hayatınızdaki yerini kabullenip, onunla uyumlu bir şekilde yaşamanın yollarını öğrenmektir. 

 

Stresin iki türü vardır. 1956 yılında Hans Selye stresi olumsuzun yanısıra olumlu bir durumun etkisi ile de oluşabilecek, vücudun verdiği genel tepkiler olarak tanımlamıştır. Tanımlamasında stresi pozitif (eustress; İngilizce) ve negatif (distress; İngilizce) olarak ikiye ayırmıştır. Negatif streste kişi sürekli olarak kendini sıkışmış çaresiz hisseder. Finansal problemler, kronik bir hastalıkla uğraşmak distressin çeşitlerindendir. Eustress ise yaşamdaki olumlu durum ve olaylara karşı hissedilen stres türüdür. Eustress örneklerine mezun olmayı ya da evlenmeyi verebiliriz.

 

Çoğunlukla stresin hoş olmayan, zarar  verici yönleri ele alınarak olumsuz stresten

bahsedilir ve stresin en önemli özelliklerinden  biri olan olumlu yanı göz ardı edilir. Oysa ki olumlu stres kişiyi motive edici bir rol oynar. Örneğin iş yerinde yetiştirmek zorunda olduğunuz raporu bitirmeniz için sizi teşvik eden eustress yani pozitif strestir. 

 

Genelde iki neden yüzünden strese gireriz.

1-Bir olayı tehlikeli, zor ya da acı verici olarak algıladığımızda

2- Bir olayın üstesinden gelebilecek yeterli güce sahip olmadığımızı düşündüğümüzde

Stresin genelde dört ana kaynağı vardır.

 

Çevresel Faktörler: Fazla gürültü, kötü hava şartları, doğal afetler, trafik sıkışıklığı evinizi paylaştığınız insanlarla olan problemler.

 

Sosyal Faktörler: Finansal sorunlar, iş ve özel hayatı dengelemeye çalışmak, sevdiğin birini kaybetmek, aile içi çatışmalar, grup projeleri

 

Fiziksel Faktörler: Hastalıklar, yeterince egzersiz yapamama,  kazalar, kötü beslenme, fazla alkol, sigara tüketimi, uyku bozuklukları, gergin kaslar, başağrıları, mide sorunları

 

Düşüncelerimiz dünyayı algılayış biçimimiz, insanlardan çok şey beklemek, kötümser bir bakış açısına sahip olmak, problemsiz bir hayat beklentisi, endişelenmek,  mükemmelliyetçi olmak, rekabetçi olmak, sık sık kendine eleştiride bulunmak, dünyaya ya siyah ya da beyaz bir bakış açısıyla bakmak da bizi strese sokan faktörler arasındadır.

 

STRESİN VÜCUT ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Stres kaynakları farklı olabilir, stres düzeyleri ve sonuçları da insandan insana değişebilir. Ancak stres tetikçisi olumsuz bir etki yapıyorsa, tepki genelde hemen hemen aynıdır. Vücut stres altındayken kana adrenalin gibi stres hormonları salgılanmaya başlar. Adrenalinle birlikte kanımıza karışmaya başlayan stres hormonları Savaş ya da Kaç tepkisine yol açarlar.

 

Dr. Walter Cannon, stresin biyolojik etkilerini belirleyen ilk kişi olmuştur. Bu da 'Savaş ya da kaç tepkisi'dir. Mağara devri insanları yabani hayvanlar, yangın, sel gibi tehlikelerle karşı karşıya kaldıklarında iki seçenekleri vardı. Savaşacak ya da kaçacaklardı. Atalarımızın vücutlarının biyokimyası yaptıkları seçimle başa çıkmalarına yardımcı olacak şekilde değişirdi. Bu, hayatta kalabilmek için mükemmel bir uyumdu.

 

Savaş ve kaç Esnasındaki Bedensel düzeydeki bazı değişimler:
• Depolanmış yağ ve şeker kana karışır.
• Solunum sayısı artar.
• Kalp vurum sayısı artar ve kan basıncı yükselir.
• Göz bebekleri göze daha çok ışık girip daha iyi görebilmek üzere büyür. Tehlike anlarında daha iyi görmeye gereksinim duyarız.

• Harekete geçmeye hazırlık olarak boyun ve omuz kasları gerilir.
• Sindirim yavaşlar veya durur.
• Kanımıza adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları salınmaya başlanır

 

Savaç ya da Kaç tepkisi tehlikeli bir olayla karşı karşıya kaldığımızda son derece yararlı bir mekanizmadır. Ancak kişi kronik stres yüzünden sürekli olarak savaş ya da kaç tepkisine maruz kalıyor ve bu durum sağlıklarına olumsuz etki ediyor.

 

Mağara adamı döneminde savaş ya da kaç tepkisi insan ırkının devam etmesi için oldukça önemli bir olaydı. Bir mağara adamının gördüğü bir kaplanın karşısında hayatta kalabilmesi savaş ya da kaç tepkisine bağlıydı. Savaş ya da kaç deprem gibi felaketlerde biz modern insanlar için de oldukça faydalı bir olay. Ancak çoğu insan kronik stres yüzünden sürekli olarak savaş ya da kaç tepkisine maruz kalıyorlar ve bu durum sağlıklarına olumsuz şekilde etkiliyor. Bu vücudun acil durumda hızlı tepki vermesine yardım ediyor, ancak vücut uzun süre “bu yüksek viteste” kalmayı sürdürürse, bu kimyasallar, kan basıncı, kalp atışı, hafıza, ruh hali, sindirim sistemi ve hatta bağışıklık sisteminde fiziksel zarara yol açabiliyor. Örneğin her ne kadar stres mide ülserinin nedeni olmasa bile ağrıyı artırabiliyor.


Günümüzde artık stresin nedenleri değişmiştir, stres tetikçilerinin birçoğu bedensel değil duygusal ve psikolojiktir ama aynı biyokimyasal tepkimeler yaşanır. Bedenimiz tıpkı atalarımız gibi kendini bedensel bir strese hazırlar. Bedenimiz, üzerine gelen tehdide karşı üç aşamalı tepki gösterir. Alarm tepkisi, direnme dönemi ve tükenme dönemi. Son aşamada stres devam ediyorsa organ dokuları ve sistemleri bozulabilir. Uzun vadede bu, hastalıklara, hatta ölümlere bile neden olabilir.

 

Stresin kişide hastalık oluşumuna direkt bir etkisi olmasa da, araştırmalar birçok hastalığın stresle ilintili olduğunu vurgulamaktadır (Kring et al, 2009). Yapılan araştırmalar stresin kalp hastalıkları, inme, kanser, solunum yolları hastalıkları, eklem iltihapları, mide-bağırsak bozuklukları, uykusuzluk, depresyon, psikosomatik rahatsızlıklar, deri hastalıklar, kronik ağrı ve sancılar gibi bir çok hastalığın ortaya çıkmasında katkıda bulunduğunu göstermektedir.

 

Stres hakkında bilmeniz gereken en önemli olay şu:

Stres ve dünyayı algılayış şeklimiz arasında birebir bir ilişki var.

Stres, onu zihinde taşıyan kişiye aittir. Stres olgusu incelenirken stres verici durumlar kadar onlarla karşılaşan bireyin psikolojik özelliklerinin de ele alınması ve değerlendirilmesi gerekir. Stres tepkisi, ortamda ne olduğuna bağlı olarak değil, kişinin olaya verdiği tepkiye bağlı olarak ortaya çıkar. Aynı olay farklı kişilerde, hatta bazen aynı insanda farklı zamanlarda farklı tepkiler ortaya çıkarır.

 

Hemen bir örnek vereyim. Sıkışmış bir trafikte arabaları yanyana olan iki sürücü olsun. 

Bu sürücülerden birincisi kendini sürekli olarak kurban rolünde gören biri olsun. Trafiğin açılmasını beklerken, içinden geçen düşünceler “zaten tüm şanssızlıklar beni bulur” tarzında negatif düşünceler. Zihninin içindeki düşünceler, trafikle birleşince, birinci sürücümüzün stres seviyesi giderek yukarı çıkıyor. Sinirli bir halde durmadan arabanın klaksonuna basıyor.

 

İkinci sürücümüzse hayata daha olumlu bakan bir kişi. Şu an sinirlenmenin de, durmadan klaksona basmanın da trafiğin açılması üzerinde hiçbir rol oynamayacağını bildiğinden radyoda sevdiği bir programı dinleyerek, sakin bir şekilde trafiğin açılmasını bekliyor. Yani aynı durum iki ayrı insanda farklı tepkilere yol açıyor.

 

Demek istediğim şu. Önemli olan başımıza gelenler değil başımıza gelenlere nasıl tepki verdiğimiz. Unutmayın dünyanın kontrolu bizim elimizde değil. Trafik sıkışıklığı, banka kuyruğunda duyulan sıkıntı gibi olaylar günlük hayatta hepimizin başına geliyor. Evet dünyanın kontrolü bizim elimizde değil ancak başımıza gelenlere nasıl tepkiler vereceğimiz bizim elimizde. Bu dünyada kontrol edebileceğimiz tek şey kendi davranışlarımız.

 

Yazı dizimizin gelecek bölümünde stresi nasıl yöneteceğimizi ele alacağız.

Tekrar görüşmek üzere diyor, size stresi büyük bir ustalıkla yöneteceğiniz günler diliyorum.

Psikolog Rana Kutvan

 

 

Kaynaklar:

Kring, A. M., Davison, G.C., Neale, J.M & Johnson, S.L. (2009) 11TH ed. Stress and Health. Chapter 7, Abnormal Psychology. John Wiley and Sons, NY.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Follow Us

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Search By Tags
Please reload

Archive
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square